Kızıl güneşin altın vuruşuyla yanıp tutuşan oda, iki bedenin sessizce yaklaşmasına tanıklık ediyor. Bacaklarının arasındaki o ince kumaş, bir davet gibi sarkıyor ama adamın aklında hâlâ uyurken kaybolan meçhul birinin hayali var. O çelişkiyi fark eden dik kafalı kız, önce gözleriyle, sonra elleriyle notayı yükseltiyor; iş sabah planlarını sıfırdan yazmaya kalıyor. Kumaş yana kayınca, itiraflar yanıltıcı bir nefesle geri çekiliyor ve o sabaha dek sandığın hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor.